-
Do you need help?
KARAHİSAR KALESİ
Karahisar Kalesi Yıkılır Gelir
Kakülü Boynuna Dökülür Gelir
Yayladan Gel Allı Gelin Yayladan
Kesme Ümidini Kadir Mevladan Kadir Mevladan
Ver Elini Karlı Dağlar Aşalım Bayramlaşalım
Ben Bir Koyun Olayım Sen De Bir Kuzu
Meleye Meleye Getirem Yazı
Yayladan Gel Allı Gelin Yayladan
Kesme Ümidini Kadir Mevladan Kadir Mevladan
Ver Elini Karlı Dağlar Aşalım Bayramlaşalım
Kapıma Bağladım Da Kınalı Koçu
Harmanı Kaldırdım Kız Senin İçin
Yayladan Gel Allı Gelin Yayladan
Kesme Ümidini Kadir Mevladan Kadir Mevladan
Ver Elini Karlı Dağlar Aşalım Bayramlaşalım
Kakülü Boynuna Dökülür Gelir
Yayladan Gel Allı Gelin Yayladan
Kesme Ümidini Kadir Mevladan Kadir Mevladan
Ver Elini Karlı Dağlar Aşalım Bayramlaşalım
Ben Bir Koyun Olayım Sen De Bir Kuzu
Meleye Meleye Getirem Yazı
Yayladan Gel Allı Gelin Yayladan
Kesme Ümidini Kadir Mevladan Kadir Mevladan
Ver Elini Karlı Dağlar Aşalım Bayramlaşalım
Kapıma Bağladım Da Kınalı Koçu
Harmanı Kaldırdım Kız Senin İçin
Yayladan Gel Allı Gelin Yayladan
Kesme Ümidini Kadir Mevladan Kadir Mevladan
Ver Elini Karlı Dağlar Aşalım Bayramlaşalım
Kale ile ilgili efsaneler:
Türküye konu olan ve bulunduğu ile adını veren 226 metre yüksekliğindeki Karahisar Kalesi, 3 bin 352 yıllık geçmişiyle Afyonkarahisar’ın simgesi olması yanında birçok efsaneye ve dileklere ev sahipliği yapıyor.
Hitit Kralı 2′nci Murşil tarafından askerlerinin kışı geçirmesi amacıyla Milattan Önce (MÖ) 1340 yılında yapıldığı tahmin edilen ve kaya kütlesi üzerinde bulunduğundan fethedilmesi kolay olmayan Karahisar Kalesi’nin, halk arasında Afyon Kalesi diye bilinir.
Hitit Kralı 2′nci Murşil tarafından askerlerinin kışı geçirmesi amacıyla Milattan Önce (MÖ) 1340 yılında yapıldığı tahmin edilen ve kaya kütlesi üzerinde bulunduğundan fethedilmesi kolay olmayan Karahisar Kalesi’nin, halk arasında Afyon Kalesi diye bilinir.
Daha sonra Hıdırlık’tan kaleye atlayan Düldül, burada da dizginlenince bu kez ön ayağının izi bir kayanın üzerinde kalır. Hz. Ali, Düldül’ ü sulamak için su yalağına vardığında, atı bağlayacak bir yer bulamaz ve dört parmağı ile yalağın yanındaki bir taşa vurarak taşı deler ve atı buraya bağlar. Yukarıda da belirttiğimiz gibi Afyonkarahisar Kalesi‘ nde bugün Düldül’ ün ayak izi ile atın bağlandığına inanılan kaya üzerinde delik, hala varlığını korumaktadır.
Karahisar Kalesi ile ilgili bir başka efsane ise Battal Gazi ile ilgilidir; Afyonkarahisar‘da 740 yılında öldüğü konusunda tarihçilerin birleştiği Battal Gazi ile yakın arkadaşı Ahmet Tarhan kaleyi ele geçirmek için sıkı bir kuşatma yapar, içeridekilerin dışarısı ile bütün bağlantılarını keser. Kale komutanı, bunun üzerine Bizans İmparatoru’ na haber salar ve 100.000 kişilik bir ordu yardım için yola çıkar. Kalenin burçlarından Battal Gazi’ yi görerek aşık olan komutanın güzel kızı O’ na bir kötülük gelmemesi için çimler üzerinde uyumakta olan Battal Gazi’ ye bağırır, ancak duyuramaz. Sonra bir kağıt yazar, taşa sararak üzerine atar.
Battal Gazi, bir iki kıpırdandıktan sonra hareketsiz kalır. Battal’ın uyunmadığını gören kız telaşlanır, babasına Türk’lerin komutanının çayırda uyuduğunu söyler ve güya O’ nu öldürmek için zehirli bir hançer ister. Battal Gazi’nin yanına gelen kız onu ölmüş olarak bulur. Çünkü attığı taş, Battal’ın kulağına gelmiş ve ölümüne neden olmuştur. Kız üzülür ve hançeri kendi kalbine saplayarak hayatına son verir. Bizans ordusu kalenin eteklerine geldiğinde amansız bir savaş başlar, Ahmet Tarhan askerleriyle birlikte şehit olur. Ahmet Tarhan Karahisar Kalesi‘nin eteklerinde, şu anda Ulu Cami‘nin karşısındaki mezarına gömülür.
Yenilgiden sonra çok şiddetli bir fırtına başlar ve Battal’ın cesedini Eskişehir dolaylarına atar. Böylece Bizanslılar, Battal Gazi’nin öldüğünü anlayamaz ve daha uzun süre onun korkusuyla yaşarlar. Şu andaki Olucak Çeşmesi nin, Çavuşbaşı mahallesinin ve Çavuş Dede mezarının doğuşu ile ilgili olarak anlatılan Çavuşbaşı ya da Çavuş Dede efsanesi ise şöyledir; Afyonkarahisar sancağı Türk egemenliğine girmeden önce burada valilik yapan kişiye Türk hükümdarı elçiler göndererek kalenin Türk’lere teslimini ister.
Her defasında ret cevabı alınması üzerine hükümdar en güçlü Çavuş Başını Karahisar Kalesi‘nin alınması için görevlendirir. Çavuşbaşı askerleriyle birlikte birkaç gün içinde Muttalıp bağlarına gelir. Bunu haber alan kale komutanı, kaleye kapanarak savunma düzeni alır. Ertesi sabah Türk askerleri Karakuyu’ ya ulaşır. Su stoku tükenen askerler, Karakuyu’ da su içmek isterler ama su sağlığa zararlı olduğu için vazgeçerler. Bunun üzerine çevrede su aramaya başlarlar ancak bulamazlar.
Durum Çavuşbaşı’na bildirilir. Çavuşbaşı, yanına birkaç kişi alarak Yağdan denilen kayalıklara doğru gider. Çok yüksek bir kayanın önünde bazı dualar mırıldanır ve “Burada bir su olacak” diye bağırıp kılıcını kayaya vurur. Kılıç darbesiyle yarılan kayadan su fışkırır. Çok güzel ve şifalı olan su askerlerin yorgunluğunu giderir. Dinlenen ordu bir Cuma günü kaleye saldırır ve kale zapt edilir. Şehitler arasında Çavuşbaşı da vardır. Bugün Afyonkarahisar‘ın Çavuşbaş mahallesindeki Olucak suyu güzel bir memba suyu olarak vatandaşlarca içilmektedir. Olucak çeşmesinin karşısındaki Çavuş Dede mezarı dertlilerin derman aradıkları, adaklar adadıkları küçük bir türbe olarak varlığını korumaktadır.
Tarihçesi
Afyon Kalesi, Arzava ülkesine sefer düzenleyen Hitit İmparatoru II.Murşil tarafından MÖ.1350 yılında, askerlerinin kışı geçirmeleri amacıyla 226 m. yüksekliğindeki trakit bir kaya kütlesi üzerinde yapıldığı sanılmaktadır. Kalenin o zamanki ismi Hapanuva (Yüksek Tepe Şehri) idi. Sonraki dönemlerde eklerle daha da genişleyen kale çevrenin kontrolü için önemli stratejik bir konumdadır.
MÖ.VIII.-VII. Yüzyıllarda Frigler burasını kontrol altında tutmuşlar ve yöreyi hakimiyetlerine almışlardır. Ayrıca kalenin eteklerine de Akronio veya Akronium ismini verdikleri bir yerleşim yeri kurmuşlardır.Friglerden sonra Lydialılar, Persler, Pergamon Krallığı, Romalılar Bizanslıların eline geçmiştir. Malazgirt Savaşı’ndan sonra XI. Yüzyılda Selçuklular buraya yerleşmiş, burada yaşayan Türk boyları kayalar üzerindeki bu kaleye Karahisar ismini vermişlerdir.
Selçuklu Sultanı I.Alaeddin Keykubat bu kalede hazinelerini saklamış, bu yüzden de Hisar-ı Devle ismiyle tanınmıştır. Selçuklu vezirlerinden Sahip Ata Fahrettin Ali ve oğullarına kale muhafızlığı verilmiş bu nedenle de ismi Karahisar'ı Sahip olmuştur. Osmanlı döneminde Sultan II.Selim kaleyi onarmış ve en iyi afyonun bu çevrede yetişmesinden ötürü de kaleye Afyonkarahisar denilmiştir.
Dik bir tepe üzerindeki kaleye, kayaların üstüne oyulmuş merdivenlerle çıkılmaktadır. Bunlar iç ve dış olmak üzere iki bölümden oluşurlar. Kız Kalesi veya Kız Kulesi denilen kalenin iç bölümü muhafızlara ayrılmıştır. Sultan Alaeddin Keykubat burada cami, saray, erzak ambarları, cephanelikler, sekiz su sarnıcı ve değerli eşyaların saklandığı bir de mahzenler yaptırmıştır
Burası askerî amaçlı olduğundan halkın oturacağı yerler bulunmaz. Buradaki caminin süslü bezemeleri olan minaresi yıkılmıştır. Ayrıca kalenin batı kapısı üzerindeki iki yazıttan biri Alaeddin Keykubat’ın, diğeri de Sultan II.Selim’in yaptırdığı onarımları belirtmektedir.
EV, AMBAR VE DEPOLARDA ZARARLI KEMİRGENLER VE MÜCADELESİ
İnsanların yaşadıkları hemen her yerde bulunur ve onların besinlerine ortak olurlar. Yediği besinlerin yanında en az on katı kadarını kirletir. Hastalık taşıyıcıdırlar. Kemiricilerin bulaştırdığı hastalıkların en korkuncu koyu renk kabarcıkla deride beliren ve siyah ölüm denilen veba hastalığıdır. İnsanlara veba hastalığı sıçan piresi tarafından kemiricilerden taşınmaktadır. Kemiriciler gıda maddelerini kıl, dışkı ve idrarları ile kirleterek kullanılamaz hale getirirler. Kemiriciler ekili ve depolanmış ürünleri, kumaş ve inşaat malzemelerini tahrip ederler. Ayrıca elektrik, telefon, bilgisayar kablolarını, tahrip ederler.
Mus musculus L. ( Ev faresi),
Mus musculus musculus L.(Doğu faresi)
Rattus rattus L. (Siyah sıçan veya Ev sıçanı)
Rattus norvegicus B. (Göçmen fare veya Kahverenkli sıçan ) yaygın ve önemli zararlara neden olan türlerdir.
Mus musculus L. ( Ev faresi) :Tanımı: Baş + gövde 6-9,5 cm, kuyrukları 6-11 cm., ağırlıkları 12-30 gr. kadardır. Renkleri açık kahverengiden siyaha kadar değişir. Mus musculus musculus ta kuyruk, baş+ gövdeden daha kısadır.
Mus musculus musculus L.(Doğu faresi)Yaşayışı ve Beslenmesi: Yılda 5-10 defa, 6-13 yavru doğururlar. Yavrular 30-40 günlük oldukları zaman çiftleşip yavru yapma yeteneğine kavuşurlar.Özellikle tahılları çok severler, yağlı tohumlar, et ve ürünleri, kağıt, çuval ve kitapları kemirirler Geceleri işlektirler, evlerde yaşayanların yaşam alanları bazen birkaç metre kareyi geçmez. Besinleri depo etmezler. Çok iyi koşar, tırmanır, sıçrar ve yüzebilirler. Koku alma ve işitme duyuları çok iyi gelişmiştir.
Eğer populasyon aşırı derecede artarsa bir çeşit doğum kontrolü ortaya çıkar. İnsanların besinlerine aşırı ölçüde zarar verirler; ayrıca tifus, tulerami hıyarcıklı, veba gibi hastalıkların etmenlerini, besin zehirlenmelerine neden olan salmonellayı ve diğer bir çok bakteri çeşidini taşırlar.
Rattus rattus L. (Siyah sıçan veya Ev sıçanı) : Tanımı: Vücut 17-23 cm., kuyruk 20-25 cm., ağırlıkları 300 gr kadardır. Sırt rengi koyu kahverengiden siyaha kadar, karın rengi kirli beyazdan koyu griye kadar değişir.
Yaşayışı ve Beslenmesi:
Tüm yıl boyunca yılda 3-6 defa, 6-13 yavru doğururlar, gebelik süreleri 21-26 gündür. Doğan yavrular 2-3 ay sonra erginliğe ulaşır ve 5 yıl kadar yaşayabilirler. Evlerde kahverenkli sıçanla birlikte bulunabilirler. Bu sırada kahverenkli sıçan bodrum katlarda(çünkü nemli yerleri daha çok severler), siyah sıçan ise üst katlarda yaşar (kuru yerleri sever). Nocturnaldirler (Gece faaliyet gösterirler). Bitkisel besinleri tercih ederler. Hayvansal besinleri yalnız gerektiğinde yerler. İnsanların besinlerine en çok zarar veren hayvanlardır. Taşıdıkları pireler, idrarlar ve tozlarıyla da insanlara çeşitli hastalıkları taşırlar.
Rattus norvegicus B. (Göçmen sıçan veya Kahverenkli sıçan ) :
Tanımı: Vücut 20-26 cm., kuyruk 22 cm., ağırlıkları 500 gr. kadardır. Sırt rengi açıktan koyu kahverengine kadar değişir.Karın rengi beyazımsı açık gridir.
Yaşayışı ve Beslenmesi:Tüm yıl boyunca ,yılda 7 kez her seferinde 1-11 yavru doğururlar. Eşeysel kızgınlıkları 6 saat sürer, bu sırada değişik erkeklerle 200-500 kez çiftleşirler. Yavrular 22 gün sonra anneden ayrılarak bağımsız yaşamaya başlarlar. Besin az olunca aynı yuvada üç nesil bir arada bulunabilir. Kolonideki bireyler birbirlerini kokularından tanırlar. Bazen bir kolonide 60 tan fazla birey bulunur. Eğer anne herhangi bir nedenle ölürse, diğer bir anne yavruların bakımını üstlenir. Toprakta galeriler açarlar, burada uyuma, besin depolama ve düşmanlarından korunma odaları bulunur.Binaların bodrum katlarında, kanalizasyon kanallarında, yer altı boşluklarında, ahır ve benzeri yerlerde de bulunurlar. Omnivor olan bu hayvanlara, besin bulabildikleri her türlü ortam ve koşulda yaşayabilirler.
Geceleri besin aramak için 3 km yol kat edebilirler. Eğer yedikleri besin, su bakımından fakirse sık sık su içerler. Rahatlıkla suya dalıp, yüzebilir ve balık avlaya bilirler.Bitkisel besinleri genellikle depo ederler, leş de yerler, bebeklere ve kendini koruyamayacak şekilde güçsüz olan yaşlılara bile saldırdıkları saptanmıştır. Kuduz, tifus, tirişin, tularemia, ve daha birçok hastalığı insanlara bulaştırırlar. Özellikle taşıdıkları kara veba hastalığından 1342-1357 yılları arasında Avrupa nüfusunun %25 i, 1892-1918 yıllarında ise Hindistan da 11 milyon insan ölmüştür. Bu hayvanlarda görülen ilginç davranışlardan biriside tehlike karşısında kuyrukları ile bir birlerine düğümlenmeleridir. Daha çok yeni yavrularda görülen bu tip düğümlere” Yaşayan gordion düğümü” denir.
Kemiricilerle Mücadele
Kemirici Sürveyi: Ev, ambar ve depolarda başarılı bir mücadele yapılabilmesi için zararlı yoğunluğunun önceden tahmin edilmesi gerekmektedir. Bunun için mücadele yapılacak ambarda genel bir sürvey düzenlenir. Böylece;
Mevcut tür veya türlerin saptanması,
Yaşama, beslenme ve gezinme yerlerinin belirlenmesi,
Yoğunluk tahmini gibi hususlar araştırılır.
Pislikler :
Ev sıçanı
Uçları küt, dağınık halde ,1 cm uzunluk. 0.5 cm. genişlik
Göçmen sıçan
Uçları sivri, gruplar halinde 1 cm uzunluk. 0.5 cm. genişlik
Ev faresi
Uçları sivri , dağınık halde 0,4 mm
Ayak ve kuyruk izleri :
Sıçan ve fareler tarafından zeminde bırakılan izler birbirinden farklıdır. Ev sıçanı ve Göçmen sıçan yürürken vücutlarını yerden daha yüksekte tutarlar, sadece kuyruklarının ucu yere temas eder.
Ev farelerinin vücudu genellikle yere sürünür. Bu nedenle zeminine serilecek beyaz bir gözlem tozu üzerinde bu izleri görmek ve hangi türün olduğunu anlamak mümkündür. Sıçanların ön pençelerinde 4, arka pençelerinde 5 adet parmak izi karakteristiktir.
Ayrıca ambarlardaki yağlı kalıntılar, delikler, kemirilmiş ve zarar görmüş malzemelerden fare ve sıçan populasyonunu tahmin etmek mümkün olabilmektedir.
KEMİRGENLERİN BESLENME VE YUVALANMA YERLERİNİN TESPİTİ1. Özellikle fareler çok belirsiz bir iz bıraktıkları için genelde gözden kaçan her yer kontrol edilmelidir. Örneğin bina içinde tavan ve çatı araları, pervaz araları, duvarlardaki delikler, yağmur suyu boruları vb.
2. Bina dışında ise toprak yığınları,çöp kovalarının civarı,saman yığınları,su kanalı vb. Kemirgenler, son derece kurnaz yaratıklardır.
3. Geçişlerini önlemek için alınacak birçok önleme karşı, bina içine giriş için yeni yollar keşfederler.
4. Su borularından tırmanırlar; cambaz örneği, iki duvar arasındaki bir ip üzerinde yürüyebilirler. Bu yolları keşfedebilmek için, özellikle sıçanların bıraktığı (derilerinden çıkan) yağlı izleri tespit etmek gerekir.
Unutmamamız gereken bir husus da kemirgenlerin yiyecek kadar, suya da ihtiyaçları olduğudur. Bu nedenle su kaynaklarının civarı da çok iyi kontrol edilmelidir.
Tüm bu uğraşı sonunda tespit edilen yuvalar kesinlikle bozulmamalıdır. Çünkü hemen yakın bir yerde tekrar yuvalanma sonunda izlerini kaybettireceklerdir
2.Kültürel mücadele
Ambar fare ve sıçanlarına ait deliklerin camlı ve kömür tozlu harç ile sıvanarak kapatılması
Besin ve su kaynaklarının fare ve sıçanların yaralanamayacakları hale getirilmesi,
Havalandırma boşlukları, yere yakın pencereler, lağım ve su borularının ağzı kafes tel ile kapatılması
3.Fiziksel mücadele:
a.Kapanla yakalama: Az miktarda zararlı yoğunluğu varsa, birkaç gün süre ile çok sayıda kapan kurularak mücadele yapılabilir. Kapanların fare geçiş yollarına ve duvarlara yakın konulması gerekmektedir.
b.Yapıştırıcı kullanma : Yapıştırıcı, bir sunta üzerine çember şeklinde sürülmekte ve orta kısma cezbedici besin maddesi yerleştirilmektedir. Ancak bu yöntemde, yapıştırıcıya yakalanmış bireylerin kurtulmak için çektikleri acıdan dolayı çığlık şeklinde ses çıkarmaları, diğer bireylere tehlikeyi uyarmaktadır.
c.Ultrasonik ses dalgaları ile kaçırma:
Son yıllarda ultrasonik dalga yayınlayan elektronik aletler, ev ve depolardaki kemirgenlere karşı kullanılmaktadır. Alet tarafından belirli periyotlarla üretilen ses üstü titreşimler, fare ve sıçanları o bölgeden kaçmasına neden olmaktadır. Ancak Türkiye de bu tip aletlerin ruhsatı bulunmamaktadır. Bu aletlerin hangilerinin etkili veya ne kadar etkili olduğuna dair denemeleri yapılmamıştır ve bu aletlerin bir çoğu ruhsatsız olarak satılmaktadır.
4. Kimyasal mücadele:
Ambar fare ve sıçanlarının kimyasal savaşında çinko fosfür ve antikoagulant etkili rodentisitlerle hazırlanan zehirli yemler kullanılmaktadır. Gerek çinko fosfürlü ve gerekse antikoagulant etkili zehirli yemler kullanılırken kesinlikle yem istasyonlarında uygulanmalı ve açıkta zehirli yem bırakılmamalıdır. Her yemleme kutusuna populasyona bağlı olmakla birlikte 100 gr zehirli yem konulmalıdır. Eğer içindeki yem tamamen yenilmiş ise iki kat yem konulmalı, eksilenler tamamlanmalı, kirlenenler yenilenmelidir.
Fumigasyon:
Hububat ve bakliyat ambarlarındaki zararlı fare ve sıçanlara karşı 1 m³ ‘e 1 tablet (3gr) Aliminyum phosphide %56-57 kullanılabilir. Fındık ve Ayçiçeği depolarında ise bakiye analizleri yapıldıktan sonra kullanılması daha uygun olacaktır.
YEM KONULACAK YERLERİN BELİRLENMESİ
a-SIÇANLAR
Yem seçiminde oldukça muhafazakarlardır. Verilen pellet veya mum blokları yemeğe başladıktan sonra buna devam edeceklerdir. Önemli olan sürekli yemlendikleri mahal ile, yuvalandıkları yer arasına bu yemleri yerleştirebilmektir.
b-FARELER
Çok araştırıcı ve değişik yem çeşidi arayan bir türdür. Sıçanlardan daha küçük bir alanda hareket ederler. Dolayısıyla daha az miktarda pellet veya mum blok konmuş; fakat daha çok yem istasyonu kurmak gereklidir.
YEMLERİN YERLEŞTİRİLMESİ
a-Yem konan yerler, kemirgenler yemlenirken, gürültüden rahatsız olmayacakları bir konumda bulunmalıdır.
b-Yemler hava şartlarından etkilenmeyecek şekilde yerleştirilmelidir. Kemirgenlere karşı kullanılacak ilaçların, bağışıklık kazanmamaları amacıyla zaman zaman değiştirilmesinde fayda vardır
Farelerin dolaşma ihtimali olan yerlere
Naftalin yerleştirin
Kokuyu uzun süre muhafaza edecek pamuk vb. Toplar hazırlayıp
- Amonyakla
- Nane Ekstresi ile
Güzelce yıkayıp farelerin dolaşma ihtimali olan yerlere yerleştirin. Fareler Nane – amonyak –fesleğen – kekik kokusundan nefret ederler. Bu kokular kesinlikle Fareleri uzak tutacaktır. Ayrıca fareler Soğandan ve soğan kokusundan da nefret ederler. Eğer ki bahçeniz varsa, Bahçenize Fareleri uzak tutmak için soğan ekebilirsiniz.
İnsanların yaşadıkları hemen her yerde bulunur ve onların besinlerine ortak olurlar. Yediği besinlerin yanında en az on katı kadarını kirletir. Hastalık taşıyıcıdırlar. Kemiricilerin bulaştırdığı hastalıkların en korkuncu koyu renk kabarcıkla deride beliren ve siyah ölüm denilen veba hastalığıdır. İnsanlara veba hastalığı sıçan piresi tarafından kemiricilerden taşınmaktadır. Kemiriciler gıda maddelerini kıl, dışkı ve idrarları ile kirleterek kullanılamaz hale getirirler. Kemiriciler ekili ve depolanmış ürünleri, kumaş ve inşaat malzemelerini tahrip ederler. Ayrıca elektrik, telefon, bilgisayar kablolarını, tahrip ederler.
Mus musculus L. ( Ev faresi),
Mus musculus musculus L.(Doğu faresi)
Rattus rattus L. (Siyah sıçan veya Ev sıçanı)
Rattus norvegicus B. (Göçmen fare veya Kahverenkli sıçan ) yaygın ve önemli zararlara neden olan türlerdir.
Mus musculus L. ( Ev faresi) :Tanımı: Baş + gövde 6-9,5 cm, kuyrukları 6-11 cm., ağırlıkları 12-30 gr. kadardır. Renkleri açık kahverengiden siyaha kadar değişir. Mus musculus musculus ta kuyruk, baş+ gövdeden daha kısadır.
Mus musculus musculus L.(Doğu faresi)Yaşayışı ve Beslenmesi: Yılda 5-10 defa, 6-13 yavru doğururlar. Yavrular 30-40 günlük oldukları zaman çiftleşip yavru yapma yeteneğine kavuşurlar.Özellikle tahılları çok severler, yağlı tohumlar, et ve ürünleri, kağıt, çuval ve kitapları kemirirler Geceleri işlektirler, evlerde yaşayanların yaşam alanları bazen birkaç metre kareyi geçmez. Besinleri depo etmezler. Çok iyi koşar, tırmanır, sıçrar ve yüzebilirler. Koku alma ve işitme duyuları çok iyi gelişmiştir.
Eğer populasyon aşırı derecede artarsa bir çeşit doğum kontrolü ortaya çıkar. İnsanların besinlerine aşırı ölçüde zarar verirler; ayrıca tifus, tulerami hıyarcıklı, veba gibi hastalıkların etmenlerini, besin zehirlenmelerine neden olan salmonellayı ve diğer bir çok bakteri çeşidini taşırlar.
Rattus rattus L. (Siyah sıçan veya Ev sıçanı) : Tanımı: Vücut 17-23 cm., kuyruk 20-25 cm., ağırlıkları 300 gr kadardır. Sırt rengi koyu kahverengiden siyaha kadar, karın rengi kirli beyazdan koyu griye kadar değişir.
Yaşayışı ve Beslenmesi:
Tüm yıl boyunca yılda 3-6 defa, 6-13 yavru doğururlar, gebelik süreleri 21-26 gündür. Doğan yavrular 2-3 ay sonra erginliğe ulaşır ve 5 yıl kadar yaşayabilirler. Evlerde kahverenkli sıçanla birlikte bulunabilirler. Bu sırada kahverenkli sıçan bodrum katlarda(çünkü nemli yerleri daha çok severler), siyah sıçan ise üst katlarda yaşar (kuru yerleri sever). Nocturnaldirler (Gece faaliyet gösterirler). Bitkisel besinleri tercih ederler. Hayvansal besinleri yalnız gerektiğinde yerler. İnsanların besinlerine en çok zarar veren hayvanlardır. Taşıdıkları pireler, idrarlar ve tozlarıyla da insanlara çeşitli hastalıkları taşırlar.
Rattus norvegicus B. (Göçmen sıçan veya Kahverenkli sıçan ) :
Tanımı: Vücut 20-26 cm., kuyruk 22 cm., ağırlıkları 500 gr. kadardır. Sırt rengi açıktan koyu kahverengine kadar değişir.Karın rengi beyazımsı açık gridir.
Yaşayışı ve Beslenmesi:Tüm yıl boyunca ,yılda 7 kez her seferinde 1-11 yavru doğururlar. Eşeysel kızgınlıkları 6 saat sürer, bu sırada değişik erkeklerle 200-500 kez çiftleşirler. Yavrular 22 gün sonra anneden ayrılarak bağımsız yaşamaya başlarlar. Besin az olunca aynı yuvada üç nesil bir arada bulunabilir. Kolonideki bireyler birbirlerini kokularından tanırlar. Bazen bir kolonide 60 tan fazla birey bulunur. Eğer anne herhangi bir nedenle ölürse, diğer bir anne yavruların bakımını üstlenir. Toprakta galeriler açarlar, burada uyuma, besin depolama ve düşmanlarından korunma odaları bulunur.Binaların bodrum katlarında, kanalizasyon kanallarında, yer altı boşluklarında, ahır ve benzeri yerlerde de bulunurlar. Omnivor olan bu hayvanlara, besin bulabildikleri her türlü ortam ve koşulda yaşayabilirler.
Geceleri besin aramak için 3 km yol kat edebilirler. Eğer yedikleri besin, su bakımından fakirse sık sık su içerler. Rahatlıkla suya dalıp, yüzebilir ve balık avlaya bilirler.Bitkisel besinleri genellikle depo ederler, leş de yerler, bebeklere ve kendini koruyamayacak şekilde güçsüz olan yaşlılara bile saldırdıkları saptanmıştır. Kuduz, tifus, tirişin, tularemia, ve daha birçok hastalığı insanlara bulaştırırlar. Özellikle taşıdıkları kara veba hastalığından 1342-1357 yılları arasında Avrupa nüfusunun %25 i, 1892-1918 yıllarında ise Hindistan da 11 milyon insan ölmüştür. Bu hayvanlarda görülen ilginç davranışlardan biriside tehlike karşısında kuyrukları ile bir birlerine düğümlenmeleridir. Daha çok yeni yavrularda görülen bu tip düğümlere” Yaşayan gordion düğümü” denir.
Kemiricilerle Mücadele
Kemirici Sürveyi: Ev, ambar ve depolarda başarılı bir mücadele yapılabilmesi için zararlı yoğunluğunun önceden tahmin edilmesi gerekmektedir. Bunun için mücadele yapılacak ambarda genel bir sürvey düzenlenir. Böylece;
Mevcut tür veya türlerin saptanması,
Yaşama, beslenme ve gezinme yerlerinin belirlenmesi,
Yoğunluk tahmini gibi hususlar araştırılır.
Pislikler :
Ev sıçanı
Uçları küt, dağınık halde ,1 cm uzunluk. 0.5 cm. genişlik
Göçmen sıçan
Uçları sivri, gruplar halinde 1 cm uzunluk. 0.5 cm. genişlik
Ev faresi
Uçları sivri , dağınık halde 0,4 mm
Ayak ve kuyruk izleri :
Sıçan ve fareler tarafından zeminde bırakılan izler birbirinden farklıdır. Ev sıçanı ve Göçmen sıçan yürürken vücutlarını yerden daha yüksekte tutarlar, sadece kuyruklarının ucu yere temas eder.
Ev farelerinin vücudu genellikle yere sürünür. Bu nedenle zeminine serilecek beyaz bir gözlem tozu üzerinde bu izleri görmek ve hangi türün olduğunu anlamak mümkündür. Sıçanların ön pençelerinde 4, arka pençelerinde 5 adet parmak izi karakteristiktir.
Ayrıca ambarlardaki yağlı kalıntılar, delikler, kemirilmiş ve zarar görmüş malzemelerden fare ve sıçan populasyonunu tahmin etmek mümkün olabilmektedir.
KEMİRGENLERİN BESLENME VE YUVALANMA YERLERİNİN TESPİTİ1. Özellikle fareler çok belirsiz bir iz bıraktıkları için genelde gözden kaçan her yer kontrol edilmelidir. Örneğin bina içinde tavan ve çatı araları, pervaz araları, duvarlardaki delikler, yağmur suyu boruları vb.
2. Bina dışında ise toprak yığınları,çöp kovalarının civarı,saman yığınları,su kanalı vb. Kemirgenler, son derece kurnaz yaratıklardır.
3. Geçişlerini önlemek için alınacak birçok önleme karşı, bina içine giriş için yeni yollar keşfederler.
4. Su borularından tırmanırlar; cambaz örneği, iki duvar arasındaki bir ip üzerinde yürüyebilirler. Bu yolları keşfedebilmek için, özellikle sıçanların bıraktığı (derilerinden çıkan) yağlı izleri tespit etmek gerekir.
Unutmamamız gereken bir husus da kemirgenlerin yiyecek kadar, suya da ihtiyaçları olduğudur. Bu nedenle su kaynaklarının civarı da çok iyi kontrol edilmelidir.
Tüm bu uğraşı sonunda tespit edilen yuvalar kesinlikle bozulmamalıdır. Çünkü hemen yakın bir yerde tekrar yuvalanma sonunda izlerini kaybettireceklerdir
2.Kültürel mücadele
Ambar fare ve sıçanlarına ait deliklerin camlı ve kömür tozlu harç ile sıvanarak kapatılması
Besin ve su kaynaklarının fare ve sıçanların yaralanamayacakları hale getirilmesi,
Havalandırma boşlukları, yere yakın pencereler, lağım ve su borularının ağzı kafes tel ile kapatılması
3.Fiziksel mücadele:
a.Kapanla yakalama: Az miktarda zararlı yoğunluğu varsa, birkaç gün süre ile çok sayıda kapan kurularak mücadele yapılabilir. Kapanların fare geçiş yollarına ve duvarlara yakın konulması gerekmektedir.
b.Yapıştırıcı kullanma : Yapıştırıcı, bir sunta üzerine çember şeklinde sürülmekte ve orta kısma cezbedici besin maddesi yerleştirilmektedir. Ancak bu yöntemde, yapıştırıcıya yakalanmış bireylerin kurtulmak için çektikleri acıdan dolayı çığlık şeklinde ses çıkarmaları, diğer bireylere tehlikeyi uyarmaktadır.
c.Ultrasonik ses dalgaları ile kaçırma:
Son yıllarda ultrasonik dalga yayınlayan elektronik aletler, ev ve depolardaki kemirgenlere karşı kullanılmaktadır. Alet tarafından belirli periyotlarla üretilen ses üstü titreşimler, fare ve sıçanları o bölgeden kaçmasına neden olmaktadır. Ancak Türkiye de bu tip aletlerin ruhsatı bulunmamaktadır. Bu aletlerin hangilerinin etkili veya ne kadar etkili olduğuna dair denemeleri yapılmamıştır ve bu aletlerin bir çoğu ruhsatsız olarak satılmaktadır.
4. Kimyasal mücadele:
Ambar fare ve sıçanlarının kimyasal savaşında çinko fosfür ve antikoagulant etkili rodentisitlerle hazırlanan zehirli yemler kullanılmaktadır. Gerek çinko fosfürlü ve gerekse antikoagulant etkili zehirli yemler kullanılırken kesinlikle yem istasyonlarında uygulanmalı ve açıkta zehirli yem bırakılmamalıdır. Her yemleme kutusuna populasyona bağlı olmakla birlikte 100 gr zehirli yem konulmalıdır. Eğer içindeki yem tamamen yenilmiş ise iki kat yem konulmalı, eksilenler tamamlanmalı, kirlenenler yenilenmelidir.
Fumigasyon:
Hububat ve bakliyat ambarlarındaki zararlı fare ve sıçanlara karşı 1 m³ ‘e 1 tablet (3gr) Aliminyum phosphide %56-57 kullanılabilir. Fındık ve Ayçiçeği depolarında ise bakiye analizleri yapıldıktan sonra kullanılması daha uygun olacaktır.
YEM KONULACAK YERLERİN BELİRLENMESİ
a-SIÇANLAR
Yem seçiminde oldukça muhafazakarlardır. Verilen pellet veya mum blokları yemeğe başladıktan sonra buna devam edeceklerdir. Önemli olan sürekli yemlendikleri mahal ile, yuvalandıkları yer arasına bu yemleri yerleştirebilmektir.
b-FARELER
Çok araştırıcı ve değişik yem çeşidi arayan bir türdür. Sıçanlardan daha küçük bir alanda hareket ederler. Dolayısıyla daha az miktarda pellet veya mum blok konmuş; fakat daha çok yem istasyonu kurmak gereklidir.
YEMLERİN YERLEŞTİRİLMESİ
a-Yem konan yerler, kemirgenler yemlenirken, gürültüden rahatsız olmayacakları bir konumda bulunmalıdır.
b-Yemler hava şartlarından etkilenmeyecek şekilde yerleştirilmelidir. Kemirgenlere karşı kullanılacak ilaçların, bağışıklık kazanmamaları amacıyla zaman zaman değiştirilmesinde fayda vardır
Farelerin dolaşma ihtimali olan yerlere
Naftalin yerleştirin
Kokuyu uzun süre muhafaza edecek pamuk vb. Toplar hazırlayıp
- Amonyakla
- Nane Ekstresi ile
Güzelce yıkayıp farelerin dolaşma ihtimali olan yerlere yerleştirin. Fareler Nane – amonyak –fesleğen – kekik kokusundan nefret ederler. Bu kokular kesinlikle Fareleri uzak tutacaktır. Ayrıca fareler Soğandan ve soğan kokusundan da nefret ederler. Eğer ki bahçeniz varsa, Bahçenize Fareleri uzak tutmak için soğan ekebilirsiniz.
HIZLI GEÇİŞ SİSTEMİ (HGS)
Hızlı Geçiş Sistemi (HGS), 17.09.2012 tarihinde İzmir-Aydın Otoyolu, İzmir-Çeşme Otoyolu, Boğaz Köprüleri, Avrupa Otoyolu, Anadolu Otoyolu ve Niğde-Mersin-Şanlıurfa otoyollarındaki ücret toplama istasyonlarında PTT Genel Müdürlüğü tarafından devreye alınmıştır.
OGS-HGS ABONELERİNİN HANGİ ŞERİTLERİ KULLANMALARI GEREKMEKTEDİR?
14 Mayıs 2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Karayolları Genel Müdürlüğünün sorumluluğu altında bulunan otoyollar ile erişme kontrolünün uygulandığı karayollarında geçiş ücretlerinin belirlenmesi ve uygulanmasına ilişkin yönetmeliğin 10.maddesi gereğince “Sürücü, İdare tarafından kurulmuş sistemlerde kendisinin kullandığı ödeme sistemine ait giriş ve çıkışta bulunan şeritleri, kurallara uygun olarak kullanmak zorundadır. Bu şeritlerin dışındaki çıkış şeritlerinden geçiş yapılması halinde cezalı geçiş ücreti tahakkuk ettirilir” ifadesi yer almaktadır. Dolayısı ile OGS ve HGS ayrı geçiş sistemleri olup, her abonenin kendi şeridinden geçiş yapması gerekmektedir. Aksi durumda 11 kat cezalı geçiş ücreti tahakkuk ettirilir.
OGS-HGS DEN KAÇAK GEÇİŞ YAPILMASI DURUMUNDA NE YAPILMALIDIR?
OGS sistemlerinden geçiş ihlali yapılması durumunda; geçiş ihlali yapılan plaka üzerine 7 (yedi) gün içinde OGS abonesi (yeni üyelik) olunması durumunda cezalı geçiş ücreti uygulanmamaktadır.
HGS gişelerinden geçiş ihlali yapılması durumunda ise; geçiş yapılan plaka üzerine 7 (yedi) gün içinde HGS abonesi (yeni abonelik) olunması durumunda cezalı geçiş ücreti uygulanmamaktadır.
Bu nedenle geçiş yapılan şerit bilgisi önem arz etmektedir.
OGS şeridinden geçiş ihlali yapan bir kişi ihlal yapılan araç için 7 günlük sürede HGS abonesi olursa cezası normal ücrete çevrilemeyecektir. Aynı şekilde HGS den geçiş yapan bir sürücü 7 günlük sürede geçiş yapan araç için OGS abonesi olması durumunda geçiş ihlal cezası normal ücrete çevrilmeyecektir.
Danışma Masası Telefonları:
0.312.415 82 81
0.312.415 82 58
0.312.415 82 59
Galeri
-
25 Şubat 2013 - 04 Mart 2013 Tarihleri Arasında EVLENENLER Müge TAÇLI - Mustafa KAVALCIOĞLU ------------------------------------------------...
-
31,05,2013 İLÇEMİZ ALACA MAHALLESİNDEN ŞABANIN HASAN HÜSEYİN OĞLU, İSMAİL TANDOĞAN , EVRAN KUBAY , SELAHATTİN KÖKTÜRK, ADEM CİVAN VE AHMET Ö...
-
AKÜ Bolvadin Meslek Yüksekokulu'ndan bir grup öğrenci, sosyal sorumluluk projesi kapsamında pazar yerinde çalışan anneleri ziyaret ett...
-
Ücretli Otopark Uygulaması 27 Mayıs’ta Başladı Belediyemiz tarafından geçtiğimiz günlerde ihalesi yapılan Ücretli Otopark Uygulaması 27 M...
-
Belediye Zabıta Müdürlüğü tarafından başıboş köpeklerin insanlara zarar vermemesi için yapılan toplama çalışması devam ediyor. Çevre yerle...
-
Yedi Kapı - Kemerkaya Bolvadin’in mevcut vesikalara göre 10.000 yıllık geçmişi vardır. Bolvadin, antik Paroreos Phrygia (Yanık Frigya) v...
-
Kutlu Doğum Haftası Programımızdan Görüntüler Oynatma Listesi
-
İstanbul’da bulunan Bolvadinliler dernekleşti. İstanbul merkezli kurulan Bolvadin Çalışma Platformu Dernek Başkanı Ercan Köseer yaptığı açık...

